Düzenli Spor

30/1/2009 · Kategori: SAGLIK

Kızımın doktoruyla görüştüm hafta sonundan itibaren düzenli spora başlasın dedi.O kadar kararsızım ki voleybol basketbol hangi spor daha iyi gelir.Bu arada hastalığımız orta derece astımve ileri derece reflü.Yüzme en iyisi yüzme diyorlar ama kapalı havuz açılmasına rağmen güvenemiyorum.Yoğun klor kokusu bir atak tetikleyicisi olabilir.Düzenli sporun yanında ip atlayacak merdiven inip çıkıcak v.s...Bende hazır 3 kg vermişken onunla beraber spor yaparsam bir anda kendimi çok formda bulabilrim.Bu günlerde dolaşan grip virüsünden biz de nasibimiizi aldık.Boğazım acayip yanıyor ve kaşınıyor öksürürürken sanki boğazım parçalanıyor.Kuruyemişçiye girdim hani keçiboynuzu alıp kızıma kaynatayım derken acayip sigara içmişler içeri girdim anında gıcık yapıştı boğazıma çocuk demezmi abla sen sigarayı bırakalı çok oldu ama öksürüyosun.Kendisi sigara tiryakiside.Bu dumana reaksiyon vermemek mümkünmü oğlum dedim bırak artık şu sigarayı.Demez mi öksürecek olduktan sonra sigarayı bırakmanın ne anlamı var?Neyse gerisi yorumsuz olarak kalsın...
Sağlık ocağı doktorunun ısrarıyla verem savaşa gittik kızıma ppd testi yaptırdık.Olmaz böyle şey ya sıfır çıktı.Aşısıda korumuyor.Ben kızımı anlayamıyorum yapılan aşıda fayda etmiyor demekki.Neyse doktora orda sormuştum sıfır olunca ne oluyor.Sıfır işte dedi hiç reaksiyon yok.Ne verem mikrobu var ne aşı var hiç bir şey görünmüyor korumasız.Eee nolcak dedim.21 gün sonra bir test daha yapalım o da sıfır çıkarsa aşı yapıcaklar.İşte böyle...
Şimdi spor takıldı aklıma yeniden kızıma hiç sormuyorum çünkü ona kalsa o okadar acayip sporlar söyler ki o sporu yapabilmek için belki dünyanın diğer yarısına geçmek gerekebilir:)

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

sigara

13/11/2008 · Kategori: SAGLIK

4 sigara dumanı 10 sigaraya bedel!

Sigara, içerdiği 4000 farklı zehir barındıran sigara, insanlar için terör, trafik kazaları, doğal afetlerden daha öldürücü bir etkendir...

İnsanların çoğu bunun bilincinde olmasına rağmen hala sigara içmeye devam etmektedir. Günümüzde sigaraya başlama yaşı 10-12�ye inmiştir. Sigara içen kadar, sigara dumanına maruz kalanları da olumsuz yönde etkilemektedir.
İstanbul Özel Hizmet Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü Uzmanı Dr. Güldehan Akbaş �sigaranın zararları ve pasif içicilik� hakkında şu bilgileri verdi:

Sigara içindeki Polonyum (kanserojen), Radon (radyasyon), Metanol (füze yakıtı), Kadmiyum(akü metali), Bütan(tüp gazı), Toluen (Tiner), DDT (böcek öldürücü), arsenik, hidrojen, siyanür, karbonmonoksit, nikotin ve diğer toksik pek çok madde nedeniyle insan vücuduna geri dönüşümü olmayan büyük hasarlar vermektedir. İçerdiği bağımlılık yapan nikotin maddesi akciğerlerde katran oluşumuna sebep olmaktadır.

Kanserden ölümlerin başlıca nedeni sigara

Tüm kanserlerden ölümlerin %30 undan, akciğer kanserlerinin %90�nından sigara sorumludur. Akciğer, yemek borusu, ağız içi, burun, boğaz, gırtlak, pankreas, böbrek, mesane, meme, rahim ağzı, karaciğer kanserlerinde en büyük etkenlerden biri sigaradır.
sigara dumanına maruz kalanları da çok etkiliyor.

Bağışıklık sistemini baskılayıp sık solunum yolu enfeksiyonu, solunum yollarında ilerleyici hasarlama ve sonuçta bronşit, arfizem, astım gibi solunum yetmezliği ve ölüme ***üren kronik solunum sistemi hastalıklarına yol açmaktadır. Sigara kalp damar sisteminde tıkayıcı lezyonlar, kalp krizi, ayak ve bacakta gangrenler gibi dolaşımda tıkanma sorununun başlıca nedenidir. Ayrıca katarakt, diyabet ve tat koku alma duyularında zayıflamaya da neden olmaktadır.

Sağlıklı çocuk sahibi olmak için sigarayı bırakın

Erkeklerde iktidarsızlık ve kısırlık, kadınlarda ise erken menepoz ve kısırlığa yol açan sigara ayrıca premature doğum, düşük doğum ağırlıklı bebek gibi anne adayı ve yenidoğan bebeğin hayatını da olumsuz yönde etkilemektedir.

4 saat sigara dumanına maruz kalmanın bedeli 10 sigara

Sigara dumanının zararları çok fazladır. Sadece içen değil içenin yanında duran kişide hem yanan tütünün hem de sigara içen kişinin çıkardığı dumanı solur. Pasif içiciler yaklaşık 3700 çeşit kimyasal maddeden zarar görmektedir. Ve sigara içenlerde görülen hastalıkların hepsi pasif içicilerde de görülmektedir. Sigara içmediği halde sigara içenlerle aynı ortamda 4 saat kalan kişi yaklaşık 10 adet sigara içmiş gibi olmaktadır. Gene pasif içicilerde akciğer kanseri riski içmeyenlerden 1.5 kat fazladır.

Sigara içen babanın çocuğunda kanser önleme geni bulunmuyor

Çocuk kanserlerinin %15�inde sigaranın rolü vardır. Babanın sigara alışkanlığından dolayı kanser önleyici genden yoksun çocuklarda her türlü kanser diğerlerinden daha sık görülmektedir. Çocuklar için risk daha fazladır. Çünkü çocukların akciğerleri tam gelişmemiştir. Çocuklar yetişkinlerden daha sık nefes alıp verirler ve sigara dumanına daha fazla maruz kalırlar, bu çocuklarda üst solunum yolu infeksiyonları, bronşit ve astım sık görülür.

Kalıcı Bağlantı Yorum (14) Yorum yaz!

sigara

13/11/2008 · Kategori: SAGLIK


İngiltere'de sigara paketlerine kanserli akciğer resmi koyuluyor.

sağlık yetkililerinin açıklamasına göre, paket üzerindeki "sigara öldürür" veya "Size ve çevrenizdekilere zarar verir" şeklindeki uyarılara rağmen sigara içmeye devam eden tiryakileri sigaranın zararları konusunda daha çarpıcı şekilde uyarabilmek için ekimden itibaren paketlerin üzerinde kanser olMuş akciğer veya çürük diş resimleri olacak. Bu tür resimler, sigara paketlerinde gelecek yılın ekiminde zorunlu hale getirilecek. Aynı resimler, diğer tütün ürünlerinde ise 2010'da mecburi tutulacak.

Nüfusu 60 milyonu geçen İngiltere'de sigarayla mücadele amacıyla alınan bütün tedbirlere rağmen hala yaklaşık 10 milyon kişi sigara içiyor.

sigara paketlerinin üzerinde 2003 yılından bu yana uyarıcı yazı bulunuyor. 18 yaşın altındakiler sigara alamıyor. Kamuya açık kapalı mekanlarda sigara yasak.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

ÇOCUKLARINIZI AĞIR METALLERDEN KORUYUN

6/11/2008 · Kategori: SAGLIK

Bu liste otistikler için hazırlanmış.Ağır metallerden sakınmak için liste.Aslında hepimizin dikkat etmesi gereken öneriler var.Kendinizi ve ailenizi ağır metallerden korumak için bu listeye göz atmalı bazı alışkanlıklarınızı değiştirmelisiniz diye düşünüyorum.Ben okuyunca doktorların bebek ve hamilelere dişlerini koruması için verdikleri zymafluor tabletinin toksin olduğunu öğrendim.

Etler (yağsız olmayacak, fazla pişirilmeyecek)

Kırmızı et (tercihen yemlenen değil, otlayan hayvan eti), geleneksel sucuk, kavurma, pastırma vb serbest. Katkı maddelerinden dolayı salam-sosis yasak.

Sakatat: Çok yararlı. Fakat hastalıklı olmamasına dikkat.

Beyaz et: Tercihen köy tavuğu ve diğer kümes hayvanları (köy tavuğu geç pişer)

Deniz ürünleri (Balık, midye, istakoz)  (ağır metal zehirlenmesi nedeni ile yasak. Havuzda yetiştirilenlerde de toksinler mevcut olduğundan onlar da yasak. 

Yüksek klorofil içerdiği için ağır metalleri bağlayan deniz börülcesi ve deniz yosunları (kolerella veya spirullina) serbest. 

Yumurta: En Kaliteli protein kaynağıdır. Köy yumurtası tercih edilmeli. Günde 1-4 adet yenilebilir. Tercih sırasına göre 1. çiğ (enfeksiyon olmadığından eminseniz!), 2. rafadan, 3. Lop, 4. kızartma (mümkünse yenmemeli, yenilecekse, zeytinyağında ya da fındık yağında ya da tereyağında  yapılmalı ve önce akı pişirilmeli, sarısı ayrıca çiğ olarak eklenmeli)

Sebzeler ve yeşil yapraklılar: her çeşidi yenilebilir.  Daha çok çiğ tüketilmeli. Koyu yeşil yapraklılar K vitamini, kalsiyum ve magnezyumdan zengindir ve ayrıca omega-3 yağ asidi içerir. Doğal yetiştikleri için yabani otlar (ebegümeci, kuzukulağı, ısırgan otu, semizotu, labada vb) mükemmel. Semiz otu sebzeler içinde  en önemli omega-3 kaynağıdır.  

Patates kızartması kesinlikle yenmemelidir. Sebze yemeklerinin içine az miktarda patates konulabilir (yüksek şeker içeriği).

Sarımsak: Hücreleri paslanmaktan koruyan (antioksidan) en önemli yiyeceklerden biri. Kükürtlü bileşikler içerdiği için aynı zamanda ağır metal boşaltımına da yardımcı oluyor. Kükürtlü amino asitler otistiklerde genellikle düşük olmaktadır.  Her gün en az  iki diş yenilmeli. Sarımsağı ezin (yutmayın) ve en geç 1 saat içinde tüketin. Soğan de yüksek kükürt içeriği ile en az sarımsak kadar değerli.

Zeytin: Mümkün olduğunca tuzu çıkartılmalı. Sele zeytininin tuzu daha rahat çıkıyor. Daha çok yeşil zeytin tercih edilmeli.

Meyveler: Elma, üzüm, çilek gibi fenol içeren meyvalar fazla tüketilmemelidir. Kayısı,  üzüm, muz, gibi şeker içeriği yüksek meyveler de sınırlı yenmelidir. Az şekerli meyveler daha çok yenilebilir (tazesi tercih edilmeli). Meyve kurularının küflü olmamasına dikkat edilmelidir.  

Süt ve süt ürünleri

İnek ve koyun sütü ve ürünleri (yoğurt, peynir vb.) tüketilmemeli. Bu sütlerle yapılmış kefir ya da yoğurt suyu yenilebilir. Keçi sütü ve ürünleri serbesttir (yoğurt, peynir, kefir).

Süt niçin kemiklerimiz için iyi bir kalsiyum kaynağı değildir?

· Sütte kalsiyum yüksektir fakat kalsiyum/fosfor oranı 1:1 gibi yüksek olduğu için iyi emilmez

· Anne sütünde 2:1 olduğu için kalsiyum içeriği düşük bile (30 mg/100 mL) olsa emilimi mükemmeldir.

· Süt ve süt ürünlerindeki kalsiyum/magnezyum oranı yaklaşık 8:1 ile 12:1 arasında değişir.

· Normalde kalsiyum/magnezyum oranının 2:1’den fazla olmaması gerekir.

 Baklagiller (Nohut, fasulye, mercimek, bezelye, börülce vb) haftada 2-3 kereden fazla yenmemeli (12  saatte bir suyu değiştirilmek üzere 48 saat suda bekletilmeli, ve ağır ateşte  (mümkünse güveçte) pişirilmeli.

Soya: Söylendiği gibi sağlıklı bir yiyecek değildir. Protein sindirimini ve  bağırsaktan kalsiyum, demir ve çinko emilimini azaltır. Tiroid hormonu sentezini bozar. Erken ergenlik belirtileri, kısırlık ve adet düzensizliklerine yol açabilir. Alerjilere neden olabilir. Otistikler kesinlikle soya tüketmemelidirler.

Kabuklu kuruyemişler (ceviz, fındık, fıstık, ayçiçeği, kabak çekirdeği, badem vb). Zengin amino asit (tirozin, triptofan, fenilalanin vb) ve mineral (çinko, selenyum, magnezyum vb) içerir.  Günde 1-2 avuç (25-50 gram kadar) oldukça yararlı. Çiğ ve az tuzlu olanı tercih edilmeli.

Yağlar: Yağ kısıtlaması vücut için zararlıdır. Sanılanın aksine yağı az, dolayısıyla şekeri fazla yiyecekler insanları daha çok acıktırır ve  daha çok şişmanlatır!

Margarin: Kesinlikle yasak!

Tohumlu sıvı yağlar (ay çiçek yağı, pamuk yağı, mısırözü yağı, soya vb.): Kullanılmamalı ya da çok az kullanılmalı. Omega-6/omega- 3 dengesini, omega-6 lehine bozuyor. Sıcak presten çıkan bu yağların  yıpratıcı özellikleri var.

Zeytinyağı: Mükemmel! Halis sızma olanlar tercih edilmeli

Riviera ikinci seçenektir.

Fındık yağı: Riviera gibi. Piyasadakilerin çoğu karışık! Halis olanları pahalı ve sızmadan daha iyi değil. 

Tereyağı: Mükemmel! Mümkünse özgür otlayan hayvanların yağı(köy tereyağı). Piyasada sahtesi (margarin üzerine giydirilmiş) çok. Sahtesi dışarıda bırakıldığında geç erir, bıçakta fazla leke bırakır.

Urfa yağı: Tereyağı gibi

Kuyruk ve iç yağı: Tereyağı gibi yararlı

Balıkyağı: Hayat iksiri! Büyük ölçüde omega-3 yağ asidi içeriyor. Bebeğinden, hamilesinden, gencine ve yaşlısına kadar herkes kullanmalı. Otistik çocuklarda omega-3 yağ asitleri (EPA+DEHA) oldukça düşüktür ve günde 1500-3000 mg aktif balık yağı (EPA+DEHA) kullanmalıdırlar.   Balıkyağı şişmanlatmaz. Yaz-kış kullanılabilir. Morina karaciğeri yağı D vitamini içerdiğinden yazın kullanılmamalı . Aksi halde D vitamini yüklenmemesi yapabilir.

Keten tohumu: Balık yağından sonra ikinci önemli omega-3 kaynağı. Önce hafifçe kavurun ve kahve değirmeninde öğüttükten sonra günde 2-3 tatlı kaşığı yemeklere, yoğurda veya salatalara serpin. Omega-3 gücü balık yağının onda biri kadardır.

Kızartmalar: Vücut hücrelerini paslandırdığı için zararlı. İllaki yenilecekse tereyağı, zeytinyağı, veya  fındık yağı ile yapılmalı. Kızartmaların zararlı etkilerini azaltmak istiyorsanız yanında sarımsaklı yoğurt ve yeşillik yiyin.

Tahıllar ve unlu gıdalar: Otistiklerin dörtte üçünde buğday proteini olan gluten ile ilgili morfin bileşikleri yüksektir. Bu nedenle gluten içeren buğday, çavdar ve yulaf gibi tahıllar ve bunlardan yapılan mamuller (ekmek, kek, kurabiye, bulgur, makarna, erişte, şehriye, tarhana, un çorbaları) tüketilmemelidir. Mısır ve pirinç ve glutensiz undan yapılan mamuller serbesttir. Genetiği değiştirilmiş mısır yenmemelidir. Pirin, glutensiz un ve mısır da aşırı tüketilmemelidir; hızlı emilen şeker miktarları yüksek olduğu için insülin direncini arttırırlar.

 

Çaylar: Hepsi çok yararlı.

Kahve-nestkahve: Yasak, arada bir Türk kahvesi içilebilir.

Turşular: Oldukça yararlı. Probiyotiklerden zengindir. Betainden (DMG) zengin olduğu için pancar turşusu özellikle otistikler için çok faydalı.  Tuzunu  azaltın (turşu kurarken tuz yerine limon tuzu, askorbik asit ya da sirke kullanın). Sirke (özellikle halis üzüm sirkesi) oldukça faydalı.

Tuz: Yiyeceklerin içinde doğal olarak bulunan tuz vücudumuzun ihtiyacını karşılar. Tencere yemekleri içine az miktarda tuz katılabilir.

Baharatlar: İçerdikleri vitamin, mineraller ve antioksidanlar açısından  oldukça yararlıdır. Küflü olmamasına dikkat edin.

Probiyotikler (faydalı mikroplar)

· Otistik çocukların çoğunda bağırsak florası bozulmuştur.

· Bu kişilerde patojen bakteriler (özellikle klostridyumlar) , mantarlar (özellikle pamukçuk mantarı olan kandida) ve parazitler aşırı şekilde ürer. Bu patojen mikroorganizmalar yiyeceklerin sindirimini bozarlar ve çeşitli toksinlerin oluşmasına yol açarlar.

· Un ve şekerden fakir, sebze, meyve, et ve yumurta gibi doğal gıdalardan zengin bir diyet bağırsak florasının koruyuculuğunu bozmaz.

· Fermantasyon ürünleri (turşu, kefir, peynir, şarap, boza, sirke) bağırsak florasında bulunan probiyotikleri artırırlar.

· Ekşimeyen market yoğurtlarında ve pastörize sütlerdeki probiyotikler büyük ölçüde tahrip olmuştur.

 

Şekerler

Rafine şekerler (çay şekeri, früktoz vb) ve bunlarla yapılan yiyecekler (pasta, bisküviler, gofretler, baklava, revani, kadayıf vb) büyük ölçüde azaltılmalıdır.

Çikolata: Bakır düzeyi yüksek olanlarda çikolata tüketimi azaltılmalıdır. Haftada bir kere orta boy, sütsüz (bitter) ve kaliteli çikolata yenilebilir. Bakır düzeyi normal ya da düşük olanlar daha fazla çikolata tüketebilirler.  Çikolatanın magnezyumdan zengin olması da en önemli olumlu özelliklerindendir.

Bal: Günde bir iki çay kaşığı yenilebilir. Alelade ballar, her çeşit ve reçel aşırı şeker içerdiğinden yenilme-melidir. Piyasadaki balların en az %95’i doğal değildir. Meyvenin kendi şekeri ile yapılan pekmezler yenilebilir.  

Tatlandırıcılar ve bunlarla yapılmış diyet ürünleri yenilmemelidir. Özellikle aspartam (Canderel ®, Sanpa®, Aspartil®, Diyet-Tat®, Nutra-tat®, diyet kolaşekersiz sakız, birçok diyet yiyecek içinde bulunur) depresyon da dahil olmak üzere birçok yan etkilere yol açabilir.

Meşrubat: Her türlüsü yasak. Evde yapılan taze meyve suyu (posası ile birlikte) içilebilir. Meşrubat olarak ayran, kefir, boza, şalgam suyu veya meyan kökü suyu için.

ÖZELLİKLE ÖNERILEN BESINLER (ANTIOKSIDANTLAR)
Mercimek, kurufasulye, nohut, taze fasulye, bezelye vb.

  • Ceviz, fındık, fıstık, badem vb. sert kabuklu meyveler
  • Turunçgiller, kayısı, karadut, kızılcık, kiraz, vişne, kuş üzümü, kırmızı ve kara üzüm, diğer meyveler
  • Lahanalar, karnabahar, ıspanak, pazı, turp ve pancar yaprakları, şalgam, hardal yaprağı, nane, maydanoz vb. yabani yenebilen otlar
  • Sarımsak, soğan, pırasa

Su: İdrar koyu olmayacak kadar çok su içiniz. İçtiğiniz su  aşırı soğuk olmasın. İlk seçenek çeşitli minerallerden zengin olan doğal kaynak sularıdır. Fakat bu sularda da ağır metaller bulunabilir.  Çoğu kez olduğu gibi suyun içeriğinden emin değilseniz, suyunuzu kaliteli bir filtreden geçirin. Eger bunlar olmuyorsa Aquafino, Turkuaz,

Yemekle birlikte su içmeyin, çünkü bu su sindirim sıvılarını seyrelterek etkilerini azaltır. Yemekten yarım saat önce veya sonra su içebilirsiniz. Uykudan önce bir ya da iki bardak su içilmelidir.

Pişirme şekli

· Yemekler kendi suyunda ağır ağır pişirilmeli; geleneksel yöntemler (buğulama,, buharda pişirme) yanında turbo fırınlar da kullanılabilir. Böylece besin öğeleri fazla zarar görmez.

· Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol açar; ayrıca kanserojen olabilirler.

· Dondurulmuş yiyecekleri fazla tüketmeyin.

· Konserve yiyecekleri ise mümkünse hiç yemeyin (ev konserveleri hariç).

· Sıcak yiyecekleri alüminyum folyoya sarmayınız.

 

Pişirme kapları

· Daha çok toprak (güveç), cam ya da bakır kapları tercih edin.

· Emaye ve çelik tencere daha sonraki tercihlerdir.

· Teflon ve alüminyum kesinlikle kullanılmamalı dır.

Yemek yeme sıklığı: Diyet başlangıcında, kan şekeri düşebileceği için daha sık yemeli. 1-2 hafta içinde insülininiz terbiye olur ve günde 3 öğün yemek (çocuklar için 4-5 öğün) yeterli olur. Lokmaları iyice çiğneyin! Sabah kahvaltılarını kuvvetli yapın; akşam yemeği hafif olsun. Yemek miktarlarını yaklaşık şöyle bölümleyin. Sabah :(3), öğle:(2), akşam: (1) ya da Sabah (2), kuşluk (1). Öğle(1), ikindi (1), akşam:(1). 19.00-20.00’den sonra mümkünse yemek yemeyin, Tok karnına uyumayın.

Diş temizliği:  

· Her yemekten sonra, mümkün değilse yatmadan önce dişinizi 2-3 dakika fırçalayınız ve macunu yutmayınız

· Çocuklarda yutmayacakları ndan emin oluncaya kadar florlu diş macunu kullanmayınız.

· Sodyum florür toksik olduğu için çocuklara flor tableti takviye etmeyin. Florun otizm tablosuna yol açabileceği de saptanmıştır.

· Yiyecek ve içeceklerdeki flor (kalsiyum florür) doğal olup, toksik değildir.

· Florun diş çürüklerini azaltmadığını gösteren çok sayıda araştırma vardır.

· Diş çürüklerinin en önemli nedeninin unlu ve şekerli gıdalar olduğunu unutmayın.

· Civa içerdiği için amalgam dolgu yaptırmayın.

· Yarı sert ve sert gıdaları yemenin  çocuklardaki diş gelişimini olumlu yönde etkilediğini ve sıvı gıdaların ise sağlam diş gelişimini önlediğini unutmayın.

Hareket: Günde en az yarım saat hızlı yürüyüş yapılmalı ya da yavaş koşulmalı ve merdivenler çift çift çıkılmalı.  Günde en az 3-5 dakika kültür fizik hareketleri yapılmalı. Yorgun düşüren hareketlerden kaçınılmalı. Egzersiz ağırlığı tedricen artırılmalı. Her gün yapabileceğiniz egzersizleri yapın. Derin temiz hava soluyarak hücrelerinizdeki oksijeni artırın. Hareket ve derin nefes alma beynin kanlanmasını ve fonksiyonları nı artırır. 

Güneşlenme: D vitamini kemik hastalıklarına, romatizmal hastalıklara, kansere (deri kanseri dahil!) ve çeşitli müzmin hastalıklara karşı koruyucudur. Yazın mayo ile güneşlenirken başlangıçta güneşte fazla kalmayın (özellikle 11.00-13.00 arası). Dengeli şekilde yanın, haşlanmayın!!.

Otistik çocuklarda kan D vitamini düzeyi (Normali: 40-100 ng/mL) genellikle düşüktür. Kan düzeyleri normale getirildikten sonra günde 2000 Ünite D vitamini kullanılmalıdır. 

 

Uyku: Mümkünse 22.00’den önce yatın. 5 saatten az 9 saatten fazla uyumayın. İyi bir uyku için midenizin boş olması gerektiğini unutmayın

Cıva kaynakları

•          Egzoz gazları

•          Böcek ilaçları

•          Amalgam diş dolguları

•          İçme suları

•          Keçe

•          Kulak ve burun damlaları

•          Bazı aşılar (karma, hepatit, grip)

•          Kontakt lens solüsyonları

•          Çamaşır yumuşatıcıları

•          Deniz ürünleri

•          Talk pudrası

•          Kosmetikler (Mascara)

•          Ahşap koruyucuları

•          Yer cilaları ve parlatıcıları

Kurşun kaynakları

•          Motorlu araçların yaydığı egzoz gazları

•          Kurşun borularla evimize ulaştırılan sular

•          Kalıcı rujlar

•          Vinil okul çantaları

•          Ders araçları,

•          Duvar boyaları

•          Tekstil boyaları

•          Oyuncaklar 

 

Selenyum kaynakları

•          Kabuklu kuru yemişler

•          Et

•          Yumurta

•          Karaciğer

 

Epsom tuzu (magnezyum sülfat) banyosu

•          Sülfatlar ağır metal temizliğine yardımcı olur, bağışıkluk sistemini güçlendirir.

•          Otistik çocukların çoğunda hem magnezyum hem de sülfatlar düşüktür.

•          Magnezyum sülfat suya koyulduğunda magnezyum ve sülfata ayrışır.

•          Her iki molekülde deriden emilir. Sülfatın etkisi 7-8 saat kadar sürer.

•          Magnezyum sülfat tozunu kaynar suda iyice eritin.

•          Küvetin içine dayanılabilecek kadar sıcak su koyun ve içine magnezyum sülfatlı suyu ilave edin. 

•          Başlangıçta yarım çay bardağı magnezyum sülfat tozu kullanın ve daha sonra tolere ettikçe 1-3 çay bardağına kadar çıkın.

•          Yan etkiler: Huzursuzluk ve hiperaktivite olursa dozu azaltın. Banyo suyu yutulursa ishal yapar.

•          Küvet içinde en az 20 dakika kalınmalıdır.

•          Banyodan sonra isterseniz durulanmaya ve kurulanmayabilirsin iz.

•           Magnezyum sülfat derinizde beyaz toz şeklinde kalır ve etkisi devam eder.

 

 Hazırlayan: Prof. Dr. Ahmet Aydın

Şahsi sorular için (besahmet @yahoo.com)

OTİSTİKLER İÇİN GLUTENSİZ-KAZEİ NSİZ DİYET

  

YASAK BESiNLER

  • Süt ve türevleri (yoğurt, peynir vb.) içeren besinler. Keçi sütü ile yapılanlar yenilebilir.
  • Soya fasulyesi, buğday, arpa. yulaf, çavdar ve unlarından yapılmış ekmekler, erişte, makarna, Şehriye, tarhana, un çorbaları (buğday, arpa, yulaf, çavdar unları)
  • Buğday unu ve kesilmiş yufkadan yapılan her türlü tatlı (baklava, un ve irmik helvası, kadayıf, tulumba tatlısı vb.)
  • Bayat ekmek içi konmuş köfteler ve bulgur konmuş kıymalı yemekler
  • Bulgur konmuş sebze sarma ve dolmaları, kurutulmuş meyveler
  • Deniz ürünlerinin tamamı (Havuzda yetiştirilenler dahil). Deniz börülcesi, kolerella ve spirullina kullanılabilir.  
  • Patates kızartması
  • soya yağı ve margarin tüketmeyin, Ayçiçek ve mısır yağını iyice azaltın

    SERBEST BESINLER
    Keçi sütü ve mamülleri (yoğurt)
  • Tereyağı, kaymak
  • Kırmızı et, kümes hayvanları, geleneksel pastırma, sucuk
  • Yumurta
  • Pirinç pilavı, pirinç unu, Glutensiz un ya da mısır unlarından yapılmış ekmekler, kek, çörek vb.
  • Kurubaklagiller
  • Pirinç ve sebze çorbaları (patates dahil), serbest olan tahıllardan yapılmış çorbalar (sade ve et sulu)
  • Her türlü sebze ve meyve
  • Pekmez, bal, reçel, marmelat
  • Hayvani yağlar, zeytinyağı
  • Kuruyemişler

ÖZELLİKLE ÖNERILEN BESINLER (ANTIOKSIDANTLAR)
Mercimek, kurufasulye, nohut, taze fasulye, bezelye vb.

  • Ceviz, fındık, fıstık, badem vb. sert kabuklu meyveler
  • Turunçgiller, kayısı, karadut, kızılcık, kiraz, vişne, kuş üzümü, kırmızı ve kara üzüm, diğer meyveler
  • Lahanalar, karnabahar, ıspanak, pazı, turp ve pancar yaprakları, şalgam, hardal yaprağı, nane, maydanoz vb. yabani yenebilen otlar
  • Sarımsak, soğan, pırasa

(Erdi Kanbaş- öneri-görüş ve sorularınız için; email:ekanbas@ mynet.com)

Kaynakça: Prof.Dr. Ahmet Aydın, Otistikler İçin Diyet Listesi,

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Korkunç Bir Sayı

13/10/2008 · Kategori: SAGLIK

Şaşırdım .Bu ne dedim!!!Sayacımı yaptım sonunda.Bu sayaçları hazırlayanlardan Allah razı olsun.Çünkü bırakmakla kalmıyor içseydin neler olacağını görüyorsun.9089 adet (siz okuduğunuzda bu sayı artmış olabilir) sigara evet evet yanlış duymadınız.Sigarayı bıraktığım süreç içinde eğer içseydim 9089 adet sigara içmiş olacaktım.Hayatımda 9089 adet sigaraya yer vermediğim için çok mutluyum.Ya inanamıyorum ya .1 yıl olmuşken 9089 adet oluyorsa içtiğim 20 yılda 20 katı.yuhhh bana ya.ÖfkeliGerçekten yuhhhh .Öfkelisigara içtiğim için yuhhhh.ÖfkeliBıraktığım için kocaman bir alkışSiritiyor

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

EGEMİN DİYETİ

10/10/2008 · Kategori: SAGLIK

Bu diyeti kim bulmuş.Egemin diyeti ile zayıflayanlar olunca buradan sormuştum kendisine.BU diyet sana mı ait yoksa bir doktordanmı aldın diye.Cevap msnden kısa sürede geldi.İşte egemin cevabı aynenn yayınlıyorum.

(09:26) Egem gönderdi 09:bunu bir doktror bulmus
(09:26) Egem gönderdi 09:adi simone trapi
(09:26) Egem gönderdi 09:300ero karsiliginda kocluk yapiyolar
(09:26) Egem gönderdi 09:benim bulusum degil yani
(09:26) Egem gönderdi 09:ama nete ben yazdgim icin egem diyeti oldu

merak edenlere egemin diyeti yakalarsam com sende zayıfla com da yer alıyor. 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

ÇÖREK OTU YAĞI

9/10/2008 · Kategori: SAGLIK

Kızım için araştırm ayaparken çörek otu yağına rastladım.Bu konuda bilgisi olanlar benimle paylaşırsa seviniirm.Kızımda toza polene karşı alerji var sık hastalanıyor.Sinüzit farenjit bronşit her şeyi yapıyor bu alerji.Bu konuda fikirleri olanlar yardım ederse seviniirm.
Nigella Sativa, Ortadoğu ülkeleri arasında birçok derdin dermanı olduğu için “Habbat Al Barakah” ya da “Kutsanmış Tohum” olarak bilinir. Binlerce yıldır Ortadoğu, Asya ve Afrika’da kullanıldığı gibi günümüzde Amerika ve Avrupa’da da kullanılmaktadır.

         Origo Çörek Otu Yağı (Black Seed Oil) içinde barındırdığı; hoş kokulu yağlar, elementler, enzimler ve vitaminler gibi içerdiği yüzden fazla öğeden dolayı oldukça faydalıdır. İçinde Omega 3 ve Omega 6 ihtiva eden % 58 oranında temel yağ asidi vardır. Bunlar, bağışıklık sistemini alerji ve enfeksiyonlara karşı güçlendirip dengeleyerek kronik hastalıklara karşı koruma sağlayan Prostaglandin E1 oluşumu için gereklidir. Bu oluşum sağlıklı hücreleri virüslerden koruyup tümör oluşumunu engeller.

         Yağın sindirimi, lenfler vasıtasıyla yapılır bu sayede lenf sistemi arıtılıp öbek taşı oluşumu engellenir. Nigella Sativa yağı Tutankamon’un mezarında bulunmuştur. İyileştirici ve güzelleştirici özelliklerinden dolayı Kleopatra tarafından da kullanıldığı bilinmektedir.

         Yunan filozof, Dioskorides; baş ağrılarını, burun tıkanıklıklarını, diş ağrısını ve bağırsak parazitlerini tedavi etmek için çörek otu kullanmıştır. Modern tıbbın babası kabul edilen Hipokrat, çörek otunu karaciğer ve sindirim rahatsızlıklarının devası olarak tanımlamıştır. Tıp tarihinin en ünlü kitaplarından biri olan “Canon of Medicine” ın yazarı olan İbn-i Sina, çörek otunun metabolizmayı uyardığını, uyuşuklu ve halsizliği engellediğini savunmuştur.

         Modern tıp, bu bitkinin özelliklerini, uyarıcı etkilerini kullanarak hemoroit, hepatit, nezle, ishal, öksürük ve tenya gibi birçok hastalığın tedavisinde kullanmaktadır. Çörekotu ile ilgili ilk yazılı belge “Eski Ahit” de bulunmaktadır. Çörek otuyla ilgili en önemli sözlerden biri Hz.Muhammed’in (s.a.s) ‘Çörek otunu kullanın, ölümden başka her şeye devadır.’ sözüdür.

         1959’dan beri, laboratuar ve üniversitelerde 200 den fazla çalışma yapılmaktadır. Amerika’da Güney Carolina Hilton Head Island’da bulunan Kanser Araştırma Laboratuarında, şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri, %100 natürel çörek otu yağının (Nigella Sativa) tümör tedavisinde, kemoterapide görülen negatif yan etkileri göstermeyip büyük başarılar sağladığını kanıtlamıştır. Çalışmalarda Nigella Sativa’nın kemik iliği büyüme oranını %250 gibi bir rakama çıkardığı ve tümörün büyümesini  %50 oranında azalttığı tespit edilmiştir. Bu durum, bağışıklık sistemini uyararak hücreleri virüslerin yok edici özelliğinden koruyan interferon üretimini arttırmaktadır. Araştırmacılar, Nigella Sativa’nın anti bakteriyel ve anti mikotik etkilerini onaylamış ve diyabet tedavisinde esas olan şeker seviyesini düşürmekte de faydalı olduğunu tespit etmişlerdir.

         Son zamanlarda Aids konusunda yapılan bağımsız çalışmalar, çörek otunun doğal katil hücre aktivitesini arttırırken aynı anda yardımcı ve bastırıcı t hücreleri arasındaki oranı da geliştirip savunma sistemi üzerinde meydana getirdiği şaşırtıcı etkilerini ortaya çıkarmıştır

         Münihli doktorların deneyimleri, aralarında polen ve toz alerjisi, astım ve deri iltihapları gibi hastalıkların bulunduğu alerjik durumların  %70’inin Çörek Otu (Nigella Sativa) yağı ile tedavi edildiğini göstermektedir.

     
ÇÖREK OTU YAĞININ BİLİNEN BAZI FAYDALARI

  • Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir.
  • İfraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir.
  • Kansere karşı koruyucu etkisi vardır.
  • Kan şekerini düzenler.
  • Yorgunluk halini giderip zindelik verir.
  • Damar hastalıklarını önler.
  • Cinsel gücü arttırır.
  • Hazmı kolaylaştırır.
  • Vücuttaki toksinleri süzerek atar.
  • İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir.
  • Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.
  • Alerjileri önler.
  • Savunma sistemini dengeler.
  • Hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.

Çörek otu Yağı ve Tohumunun Çeşitli Bölgelerde Kullanılma Yerleri ve Kullanılma Şekilleri:

Astım ve Bronşiyal Problemler (Uzak Doğu, Orta Doğu ve Malezya)
Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Günde iki defa alıır. Aynı zamanda, her gece Çörek otu yağı ile göğüs ovulur ve kaynar su içindeki Çörek otu yağının buharı nefesle içeri çekilir.

Sırt ağrısı ve diğer Romatizma çeşitleri (Orta Doğu ve Malezya)
Az bir miktar Çörek otu yağı hafifçe ısıtılır ve daha sonra romatizmalı alan yoğun bir şekilde sıvazlanır. Günde üç defa da yağdan bir çay kaşığı içilir.

Şeker Hastalığı (Hindistan)
Bir fincan bütün Çörek otu, bir fincan su teresi veya hardal tohumu, yarım fincan nar kabuğu ve yarım fincan şahtere otu karıştırılır. Toz haline getirmek için mikserden geçirilir. Bir ay boyunca, Hergün kahvaltıdan önce bir çay kaşığı Çörek otu yağı ile birlikte bir çay kaşığı karışım alınır.

İshal (Hindistan ve Orta Doğu)
Bir fincan yoğurt ile bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Belirtiler kayboluncaya kadar karışımdan günde iki defa içilir.

Kuru Öksürük (Orta Doğu ve Kuzey Afrika)
Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve günde iki defa alınır. Göğüs ve sırt Çörek otu yağı ile ovulur.

Grip ve Burun Tıkanıklığı (Genel)
Herbir burun deliğine 3-4 damla Çörek otu yağı akıtma, burun tıkanıklığını ve kafanın soğuk algınlığı ızdırabını giderebilir.

Saçın Kırlaşması(Genel)
Çörek otu yağı ile düzenli bir şekilde saçlara masaj yapılması, saçların erken kırlaşmasını önleyebilir.

Saç Dökülmesi(Hindistan ve Orta Doğu)
Kafa derisinin tamamına limonu darbeli bir şekilde sürün ve takriben 15 dakika böylece hareket edin. Sabunlayın. Durulayın ve saçların tamamını kurulayın. Daha sonra Çörek otu ile kafa derisinin içine masaj yapın. Kahve veya çaya bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırarak için.

Saman Nezlesi (Orta Doğu)
Bir yemek kaşığı Çörek otunu bir bardak limon suyuna karıştırın. Belirtiler giderilinceye kadar, günde iki kez alın.

Başağrısı (Genel)
Alın ve kulaklara yakın yüz kısımları Çörek otu yağı ile ovulur ve kafa bandajlanır. Aynı zamanda bir çay kaşığı Çörek otu kahvaltıdan önce alınır.

Healthy Being (General)
To maintain good health take a teaspoon of Black Seed Oil mixed with one teaspoon of pure honey, twice daily.

Sağlıklı Cilt (Hindistan)
Bir çorba kaşığı Çörek otu yağı ile bir çorba kaşığı zeytin yağı karıştırılır. Bu karışım ile yüz ovulur ve en az bir saat böyle devam edilir. Sabunla yıkanır ve durulanır.

Yüksek Tansiyon (Hindistan)
Kahvaltıdan önce her sabah iki diş sarmısakla birlikte herhangi bir içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırarak alın. Çörek otu yağı ile bütün vücudunuzu ovun ve üç günde bir kez 1.5 saat güneş ışınlarına maruz bırakın. Bu işlemlere bir ay devam edin.

Uyuşukluk ve Yorgunluk (Türkiye)
Bir bardak saf ve taze portakal suyu ile bir çorba kaşığı Çörek otuna her sabah 10 gün boyunca devam edilir.

Hafıza Düzeltme (Orta Doğu)
100 mg kaynatılmış nane içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve 15 gün içmeye devam edilir.

Kas Ağrıları (Genel)
Ağrıyan yerler Çörek otu yağı ile ovulur.

Sinirsel Tansiyon Stresi (Hindistan)
Bir fincan çay veya kahve ile bir çay kaşığı Çörek otu günde 3 kez alınmaya devam edilir.

İktidarsızlık (Genel)
200 g zeytin yağlı öğütülmüş Çörek otu tohumu, 100 g günlük, 50 g Çörek otu yağı, 50 g zeytin yağı, 200 g saf bal güzelce karıştırılır. Her öğünden sonra bir çorba kaşığı alınır.

Uyku Bozukluğu (Genel)
Balla karıştırılmış herhangi bir sıcak içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı ilave edilip akşamları içmeye devam edilir.

Diş ağrısı ve Diş eti iltihabı (Genel)
Önce sirke ile birlikte Çörek otu tohumları pişirilir. Çörek otu yağı ilave edilir. Diş ağrısı ve diş eti iltihabını gidermek için bu karışımla ağızda gargara yapılır.

Ülserler(Yaralar) (Endonezya ve Hindistan)
Ateş üzerinde Çörek otu tohumları kavrulur. Süsen kökü yağı ile veya kına bitkisi yağı ile karıştırılır ve merhem haline getirilir. Daha sonra cerahatlı yaralar üzerine yayılır. Sonra sirke ile muamele edilerek yıkanır.

Kaynaklar  
http://www.origo.com.tr/corek-otu-yagi.html
http://www.gidaraporu.com/corek-otu_g.htm

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Sigara Bırakma Yıllığım...:)

1/10/2008 · Kategori: SAGLIK

355 gün olmuş.neler oldu bugüne kadar kısaca özetliyeyim.ilk bıraktığım günlerde aldığım gaz ile bir 10 gün idare ettim.bu iş kolaydı abartılacak birşeyi yoktu.hatta sorun bile edilmeye değmezdi içmiyorum demek yeterdi.kısaca sigarayı bırakmak çocuk oyuncağıydı.Çocuklarımdan hastalığımdan etrafımdan birde yaptığım iddia meselesinden aldığım gaz çabucak bitti.iyileştim nefes sorunum yoktu sigara beni vurmaya başladı.sıkıntılı günler başlamıştı.arada bir de blogda yardım istiyordum yapılan yorumları okuyunca yeniden kendimi toparlıyordum.sitede kendimi dolduruyordum.canım sigaramı istedi kahvemi ya da çayımı alıp siteyi açıyor bir iki şey yazıyor yorum yapıyor bu duurumları geçiştiriyordum.1 ay böyle geldi geçti...ara ara yoğun olarak yaşamaya başladım artık ağlama krizleri de geliyordu.ama ara ara.ağlıyor açılıyordum.siteye bakıyordum böylece ilk  3 ay geçti.sonraki 3 ay çok kötüydü aman bir daha o sonraki 3 aya geri dönmek asla istemem.beni en zorlayan kısım 2. 3 ayım oldu.evet 2.  3 ayda psiklojim bozuldu.sürekli ağlıyordum.başım patlayacak gibi oluyordu.elimde sürekli bir değişik bitki çayı.o dönemde ev bitki çayı müzesine dönüştü.evde yok yoktu papatya melissa v.b.koca erzak dolabım bitki çaylarıyla doluydu halada o günlerden kalma bir sürü bitki çayım var evde.renk renk marka marka bitki çayları bazen açık aktardan alırım bazen marketten poşet çay.o dönem çayclar yaşadı zengin oldu.bu sakinleştiriyor bu rahatlatıyor derken çok zor ve yoğun geçirdiğim ikinci 3 ayımı atlattım.2. 3 ayda sürekli ağlıyordum gereksiz yere bağırıyordum.alt komşum bana sen iyisi sigaraya yeniden başla demişti.ona uymadım çünkü bu öfke nöbetleirimin geçeceğini biliyordum.artık bu iş benim için ölüm kalım meselesi haline gelmiş gibi bir şeydi.sigara beni zorladıkça sıkıştırdıkça ben inat ediyordum.artık sigarayla inatlaşır olmuştum ya o beni yenecekti ya da ben onu.ben onu alt etmeye yemin etmiş gibi hissediyordum artık kendimi.evet çok zor geçirdiğim depresyonda olduğum 2. 3 ayımı yani 6. ayımı bitirdikten sonra rahatladım.Artık ara ara gelen ama eskisi gibi olmayan( yani artık savaş vermiyordum.)artık sadece burukluk aradada çöken hüüzün gibi belirtilerle karşıma çıkmaya başladı.Mesela bir gün sinirliydim arkadaşım sigara içiyordu elim gayri ihtiyari pakete gitti elime aldım sigara içiyor olsaydım bu sinirle şimdi arka arkaya 5 adet içmiştim dedim paketi fırlattım yani artık birşeyler arada dürtüyor ama kriz yapmıyor insana.neyse böyle günleri de atllattım en son aylarca hiç aklıma gelmemişken geçenlerde bu siteye giirip canım istiyor diye yazdıklarımı biliyorsunuz zaten onlarda kesinlikle bir duygusallıkla ortaya çıkan belirtiler.öyle sıkıştırma kriz anı yok ama olsada içsem ya da şimdi içsem ne güzel olur tarzından beyni saran duygular.ama o duyguları da atlattım çok şükür hayatımı gözden geçirdim ve o duyguların sigarayla alakası olmadığını anladım.349 günüm ve ben çok mutluyum.bunca zaman olmuş artık 6 ayda 1 ya da sene de 1 mutsuzum sigara istiyor canım demişim çok mu? derim sonrada bu duyguyu geçiştirirm sonra bir bakarım o duygulardan da eser kalmamış.ben ikinci 3 ayımı tam bir savaş halinde olduğum 2. 3 ayımı devirmiş bitirmişim ötesi bana ne gelir????Var mı aranızda bitki çayı isteyen o günde bugüne binbir çeşit duruyor öylece bi daha elimi bile sürmemişim varsa paket paket yollayayım:)))))))))))

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

BIRAKMA TAKVİMİM

1/10/2008 · Kategori: SAGLIK

2 yıllık tiryakiydim sigaradan nefret edip paketimi kırıp attım.

Bir hafta sonra eskisinden daha çok içer vaziyette yeniden başladım.

5 yıllık tiryakiydim artık içmeyeceğim dedim.

Sanırım 2 gün kadar içmeyip daha sonra yeniden başladım.

Kaç yıllık tiryaki olduğumu hatırlamadığım bir zamanda yeter artık dedim.

Bir oruçluk zaman dilimi kadar içmedim sonra arka arkaya kaç tane içtim ben de hiç bilmiyorum.

Bir kaç kez daha aynen bu şekilde 5 saat ile 24 saat arasında sigarayı içmeyeceğim diye bırakmışlığım olmuştur.Her defasında yeniden başladım.

17 yıllık tiryakiydim sabah kalktığımda fena tıkanmıştım bir daha asla dedim.

Tam tamına 40 gün içmedim sonra daha beter bir şekilde yeniden başladım.

19 yıllık tiryakiydim hastalandım sigarayı bıraktım herkes iyileşince başlarsın dedi.

1 hafta içinde iyileştim ama sigaraya başlamadım tam tamına 355 gündür sigara içmiyorum.

36 yaşındayım.ilk bırakışımın üzerinden  18 yıl geçmiş.Sigaranın zararlarını hissetmeye yaşamaya başladıktan sonra sigaraya dönüş yapmadım.Keşke hiç başlamasaydım ya da keşke 18 yıl önce bırakmaya karar verdikten sonra bir daha asla dönüş yapmasaydım.Keşkelerinizin hiç olmaması dileklerimle...

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::





SİGARANIN YOL AÇTIĞI ÖLDÜRÜCÜ HASTALIKLAR
Akciğer Kanseri
Ağız ve nefes borusu Kanseri
Yemek borusu Kanseri
Mesane Kanseri
Böbrek Kanseri
Mide Kanseri
Pankreas Kanseri
Bulunamayan ilk odak
Kan kanseri
Koroner kalp hastalığı
Aort anevrizması
Kalp kası dejenerasyonu
Damar kireçlenmesi
Felç-inme
Koah
Bronşit ve anfizem
Zatürre
Mide ve oniki pamak barsağı ülseri
SİGARAYA HAYIR!!!